15 Aralık 2008

İzmir

Balkon , yumuşak bi terlik , çay , özenle sarılmış sigaram , temiz müzik , kareli masa örtüsü , hırka , serin ama sakin hava , uzaktan gelen kuş sesleri , yakından geçen bi karga.. Ağzında garip bir böcek.. Deniz manzaralı anne evi ve izmir palmiyeleri..

İnsanın bırakası gelmiyor..

07 Aralık 2008

Bıyıktan Sonra...


Bıyıktan sonra artık daha bi babacan oldum.
-Kafa atma potansiyelimdeki artışı bu gün farkettim.
-Canım sıkıldığında bıyığımı düşünüp sakinleştim.
-Burnumdan nefes verirken kıllarım titreşir oldu.
-Mahalle ağzıyla konuşmak yakışır oldu.
-Gayler tarafından daha çok göz hapsine alınır oldum.
-Satranç oynarken yeni meşgalem oldu.
-Johny depp e (evet johny depp e ) benzetildim.Gerçek olmadıgını bildigim halde ezik ezik sevindim.
-Farkında olmadıgım su damlacıkları takılır oldu bıyıgıma.
-Kenarlarını kıvırıp Salvodor Dali triplerine girdim.


Aslında düşününce çok garip bişey.

04 Aralık 2008

Yarın

Yarın izmire gidiyorum.

03 Aralık 2008

Tavsiye etmiyorum

***Fiyyyuuuuuuuuuğğğğğvvvvvfff... *+*BOOMM!!!! gururuluuluuu.**...Gaaağrrkkkfhh....HaĞğfhh....fiyuuuuhhhhhğğhhhh gurululurlrulrulrugur**ulrru...tısssğğaarkkhh.....***
***
Bunlar ne mi?! hemen söyliyim bunlar sabahlamış biri yarım litre sütü dikerek içerse miğdesinde çıkan iç savaşın sesleri.Bi kaç asi miğdeden çıkmaya çalışsada ''Esssstaaağfurullahh...''Methoduyla bastırılıyor gerçi ama hiç tavsiye etmiyorum. Dilin çevresindeki agır süt katmanından bahsetmeme gerek bile yok sanırım.

Tavsiye ederim

Yıllar sonra ''Tang'' içmek. Deneysel.

Tavsiye ederim

Dün 7 saat muhabbet ettim.Uzun.Güzel ve tedavi ediciydi. Tavsiye ederim.

İşte Bu!



Bu fotoğrafı tesadüfen bi yerde gördüm.

Müzik , Seks, Eğlence, Alkol ve Hareket... Gitardan evin dışına taşan akorlar, bir adet kate moss.. elinde jointi,ve eşlik eden arkadaşları.. orda olmak isterdim dedim görür görmez. Peki bunu niye paylaşıyorum onu bilmiyorum..

Honoluluyu merak etmişimdir hep.

Sabahladım ben bu arada bu gün...

Çayın altı açık kaldığı halde gidip söndürücek enerjiye sahip değilim henüz.İşte böyle böyle buharlaştırıyoruz suları.Sonra neden bitiyo kocaman damacana..

Dışmekan Sobası Ve Ben


Hava gerçekten soğuk ,üzerime kalın bişeyler giymemiş olmanın verdiği iç sinirle birlikte yürüyorum .Kulaklarım,yanaklarım kızarıyor.Burnumun ucunu söylemiyorum bile.Titreme noktasındayım.Sırf soğuk ve üşüyorum diye üzülüyorum.Sadece fiziksel bi etkinin yarattığı üzüntüye alışık değilim ben.

Şemsiye satanlar,eldiven satanlar var..Faydalanıyorlar bu durumdan.Almıyorum ama hiçbişey.yürüyorum öyle..İleride kalabalık insanların doldurdugu şu ''işletme olarak birbirinden hiç bir farkı olmayan,sadece yanyana duran farklı isimli mekanlar'' modellemesinde yerler var.Boş buldugu yere oturuyor insanlar.Tepelerinde Üç masaya bir denk gelen geniş tavanlı dış mekan sobaları var.Mutlu görünüyorlar.Yanlarından geçiyorum.

Kalabalığın içinde tek başına yürümek güzeldir.İşte o anda yüzüme vuruyor sıcaklık.O kocaman dış mekan sobalarının ısısı yanaklarımdan çıkmak üzere olan sakallarımı uyarıyor.Ürperiyorum,melodik bi ürperme.Kızarmış kulaklarıma şevkatli davranarak beni içeri davet ediyorlar.Ama bu sahte biliyorum.İşte bu yüzden yürüyüp gidiyorum..Yol boyunca , o an ısınmanın üzerimde yaratacagı kaygan mutluluğun hayalini kuruyorum.

Eve dönerken bir arkadasımı görüyorum yolda.naber nası gidiyor falan diyor.Samimiyeti eksik ama hatırımın geçtiğini bildiğim insanlar grubundan.Soğuktan kurtulmak için kısa kesip devam ediyorum yürümeye.


''Taksi lazımmı abi? senfonisi'' ni başlatmak üzereyim.Menzile giriyorum.Ve başlıyor kemanlar ''Flight of the bumblebee'' .Aralarından en naif aile babası gibi olanını seçiyorum.Pis sakallı taksicileri sevmem.


Taksicinin sedef hastalığı sorununu dinliyorum.Birkaç krem tavsiye edip mutlu oluyorum.Derken bir anda Yüzüme sıcak bir hava geliyor!''Kaloriferi açtım rahatsız olmazsın değil mi kardeşim?'' diyor. Ödülümü aldıgımı biliyorum.Yok yok aç daha diyorum.açıyor abartarak.Eve kadar sıcak(ama sıcak) bi sohbetle gidiyoruz.


Yatağımın üstünde sabah giymeyi düşündüğüm kıyafetlerim kalmış.halım biraz kırışmış.ama kalorifer yanıyor.uyuyorum.

Lucid me up!

Mor Papağan ve Obua Virtiözü

Mor bi papağan ve tüberkilozlu bir obua virtiözü bir araya gelmişler.Aralarında karşı koyamadıkları bir çekim varmış.Bu çekim öyle bir çekimmişki obua bile çalamaz hale gelmiş adamcağız.

Derken günler birbirini kovalamış.Papağan artık eski heyecanı yaşayamadıgını,kendisinden ayrılmak istedigini söylemiş.Eee obua virtiözü bu(!)durur mu?yapıştırmış cevabı ''gerillalar gelirse ve sen o anda yanında mantara benzeyen şekerler taşıyo olursan sakın beni arama!''demiş.Bunun üzerine tartışmayı izleyen çatal ve mum demişlerki ''bizim canımız cansa sizinki patlıcansa hangimiz can gibiyizki?'' O sırada bir lodos almışki ortalığı..ooouuww o ne lodos! Her yer mısırlılarla dolmuş.Obua virtiözü(virtiöz mü virtüöz mü emin diilim şuan) ''bu kadar rezillik yeter! Ben dolmuşçuyla golf oynamaya gidiyorum!Geldigimde kunduzları öperken bulmazsam seni çok kötü bozuşuruz papagan!!'' deyivermiş.

zzrrrr zrrrrr zrrrrrrr!! a-a?! bu telefondan başkası olamaz!Yoksa kim durduk yere zrrlarki? diye iç geçirmiş evin vantilatörü.ve evet haklıymışda çalan telefonmuş.telefonun ucundaki ses''hilmi abi uçaklar 700 mü basar 400 mü basar? ''demiş. Telefonu açan papagan''yanlış numarayı aradınız heralde çünkü bu evde uçakların 1500 den aşagı basmasına ihtimal verebilecek hiç kimse yok!'' demiş.Ve telefonu kapatırken dudaklarını öne doğru götürerek uçak sesi çıkartmayı ihmal etmemiş.Bu hikayenin de sonuna geldiiiiik.. evet.

Bomba İmha

Kirmiziyi mi yoksa Maviyi mi kesmeliyim diye dusunuyordum..Bombanin patlamasina 3 dakikadan fazla vakit vardi..O kadar cok kakam vardiki 6 yillik patlayici uzmanligi egitimimin getirdigi profesyonelligi yasayamiyordum.Yere oturur bir pozisyonda bombayi imha etmeye calisiyordum.Giydigim koruyucu zirh gayet bol bir yapiya sahipti ve beni ceken kameralarin onunde hic caktirmadan kakami yapabilirdim..Zaten 3 dakikam vardi ..Elimde kesiciyle birseyleri kesiyormus gibi yapayim da benim kakami yaptigimi anlamasinlar diye dusundum..

Hafif one dogru egilip ikinmaya basladim..O sirada kulakligima ajan jamesten gelen talimatlar geliyordu.''Tegmen jones,durumunuz nedir?kgb nin isi mi?'' Ajan jones bana bu sorulari sorarken ikiniyordum ve ikinmami yarida kesersem kakamin ilk bogumunu yarida kesecektim ve bu durumda islem uzayacakti.Ikinmaya devam ettim..telsizden yine anons geliyordu''Tegmen jones?Beni duyabiliyor musunuz??"" İcimden "Duyuyorum a.kodumun!duyuyorum bi rahat vermedin kagebe magebe diye diye!"" diye geciriyordum..

Bombanin patlamasina 1 dakika 34 sn.kalmisti ve ben hala ikiniyordum..Ellerimi dizlerime koymustum ve bu kalin zirhin dizlerime koydugum kismi dizlerimin kizarmasina hayli yetecek derecede canimi acitiyordu.Elimdeki keskiyi yesil kabloya dogru gotururken sonunda kakami yapmis olmanin verdigi rahatlikla kesiverdim kabloyu.. Kagebenin isi falan da degildi..Bildigin teknik lise elektrik bolumunde okuyan cocugun teki hazirlamis olmaliydi..Zaten devreye baglanmis torpilleri gorunce anladim ne mal oldugunu..Tegmenlikten tiksindim aq.Teğmenlikten!

Burnumdaki Müzik

Neden bilmiyorum son günlerde burnumun sol deliğinden bir müzik sesi geliyor.İlk başlarda bu sesi kafamın içinden gelen bir melodinin gerçege çok yakın bir yanılsaması oldugunu sanıyordum.Ama bu ses gerçekten çıkıyordu ve başkaları da yaklaşıp dinleyebiliyordu.

Afrikada afyon tesirinde kafa olan bir takım kabilelerin ortak vizyonları paylaştıgını ve aynı hayal ürününü etkileşimli bir biçimde yaşayabildiklerini okumuştum.Ancak bu durumda burnumdan gelen sesin var oldugu durumları paylaştıgım bir anda uyuşturucu bir maddenin etkisini dier insanlarla paylaşıyorum anlamı çıkar ki bu da çok saçma. Peki neydi bu ses?neden benim sol burun deliğimden dışarı çıkıyordu ?Ve neden kahrolası bir epik folk müzik !!?

Müziği kaydedip bir kaç müzikoloğa ve ardından bilinç altı araştırmalarıyla nam salmış prof. Gael Humberdale e dinlettim. Profesör bir anda şarkıya eşlik etmeye ve kahkalar atarak yere bir takım şekiller çizmeye başladı.Şekilleri çizerken arada bir sağ kolunu öperek bana göz kırpıyordu.Çizdiği şeylere baktıgımda kendimin bir çeşit rüyada oldugundan neredeyse emindim.Taki kapı açılıp içeriye Gaydalı bir iskoç girinceye kadar.Bu iskoçu daha önce show tv nin prens charles la ilgili her haber yapışında kullandıgı abuk arşiv görüntülerinden tanıyordum.Yanıma gelip sordu''Begendin mi?''.Nasıl yani diye sordum. anlattı.Meğersem NASA'nın yaptıgı dünyanın en küçük mp3 playera kendi bestesini kaydedip ben uyurken burnuma sokmuşda ondanmış beeee ..hay allah cezanı vermesin dedim burda profesörü de tribe soktun adamın haline bak dedim.güldü şapşal..

Parmak Ve Teyze Dirseği

Parmagına taktıgı prezervatifle,dokundugu insanlardan tatmin alan sapık bir kişiliğe sahipti.olur olmaz anlarda cebinden çıkardıgı prezervatifi sağ elinin işaret parmagına takarak çaktırmadan insanlara dokunuyordu.Özellikle hafif geçkin ve balık etli kadınlardan hoşlanıyordu.Kışın eldivenin altına takarak günboyu bir zevk alemine dalıyordu.Trafik ışıklarının bol bulundugu kavşaklarda bekleyerek yaşlı kadınların kollarına girerek parmagını dirseklerinin arasına usulca sokarak onlara yardım ediyordu.Bunu yaparken yüzündeki ifadeyi görmelisiniz; Sıcak geçen bir yazın sonuna dogru akşam üstü lodosunun kokusunu içine çekip romunu yudumlayan bir kaptanın aldıgı keyif ifadesinden farksız bir ifade...

Geçimini metronun insanların giremedigi bölgelerindeki ışıklandırmaların teçhizatını kontrol ederek,kimi zaman güvenlik kabininin emanetçiliğini yaparak ve oturdugu apartmanın haftalık merdiven temizliğini yaparak kazanıyor,boş vakitlerinde deniz kenarına inip sahil şeridi boyunca gördügü her köpege aklından bir numara veriyordu.Bu rakamların hepsini cebinde taşıdıgı küçük ajandaya not alıyordu.Eger aynı köpeğe denk gelirse o köpege ait notun yanına bir ünlem işareti koyuyordu.

O gün yine sıradan bir gündü .. Kahvaltısında içtigi toz limonatanın tadı bir garip geliyordu artık.Metronun hafif nemli,soğuk koridorlarının loş ışığına alışmış gözleri gün ışığından rahatsız oluyor olacakki artık yanıyordu sabahları.İşten çıkıp yakınlarda trafigin yogun oldugu ve pazar yerine yakın olması nedeniyle yaşlı ve kilolu kadınların bol miktarda bulundugu kavşağa giderek cinsel tatminini yaşamaya karar verdi.

Tam karşı kaldırımda elinde ağırca torbalarıyla bekleyen,ve geçmek için an kollayan teyzeye doğru sinsice yaklaştı.cebindeki prezervatife dogru elini götürdü.takarken yüzündeki sırıtmaya engel olmaya çalışıyor fakat her defasında küçük bir tıslamayla dışa vuruyordu bu duyguyu..Yanına yaklaşıp tebessümle koluna girdi.Teyzenin yüzünde hiç bir ifade olmayışı dikkatini çekiyor fakat bunu pek umursamıyordu.Nasıl olsa parmagını çıplak yaglı tenine degdirmekten başka umursadıgı bir şey yoktu..Karşıdan karşıya geçerken dokundugu bölgenin pek de alışık olmadıgı bir kayganlıkta oldugunu farketti.Kadının dirseğinden yogun bir sıvı geliyordu.Kadına dönüp şaşkınlıkla baktı.Kadın dirsegini sıkarak kendinden geçmeye başlamıştı.Şaşkınlıkla birlikte yaşadıgı tatmin giderek artıyordu.Hızlı bir hamleyle kadın diger parmagı da tutup dirsek kıvrımına götürdü.Neler oluyordu böyle?Kaldırımda herkesin ortasında yaşanan bu garip olay hiç tereddütsüz teyzeye cinsel bir tatmin yaşatıyordu.Hemen parmaklarını çekip kadının yüzüne korku ve endişeyle baktı.''Seni bulmak için ne kadar bekledim biliyor musun?''dedi kadın.Konuşmaya yeltenecektiki kadın hızlı bir hamleyle durdurup evine davet etti.Eve giderken yol boyunca hiç konuşmadılar.

Yıllar boyunca toplumun dışladıgı,hor gördügü bu adamla aynı sapkın tatmini alan başka birinin var olması onu dehşete sokuyor ve benliğinde kocaman bir karadelik oluşmasına sebep oluyordu.''Asansörü hala yaptıramadı bu yönetici.Aidata zam yapmayı biliyor ama''dedi kadın.Salonun heryerinde köpek resimleri ve altlarında bir takım rakamlar vardı.Tuvaleti kullanmak istedigini söylediğinde bir telsizle alt komşuya haber verdi kadın.tuvaleti ortak kullanıyorlardı anlaşılan.Zaten kapnın girişinde eskiden merdiven boşlugu olarak kullanılan bir alan dikkatini çekmişti.İki katlı bu ev şimdi iki farklı daire olarak kullanılıyordu.

Tuvalete indiginde her yerde çamurdan yapılmış küçük parmak heykelleri oldugunu görünce bu sapık ortamdan hemen kaçmayı düşündü ama yapamıyordu.İlk defa dirsegine dokundugu birini tatmin etmenin heyecanını karnından ense köküne kadar hissediyordu.Nabzını kontrol edemiyor,salyalarını tutamıyordu.Yukarı çıkıp bir bardak su istedi.Kadın üzerine dogru gelip dirseginin arasına parmagını sıkıştırdı zorla...

Devam edecek...

Kahve

Kahve fincanın içinde kalan kahvem.senin fincan üzerinde oluşturdugun beklenmişlik halkaları.suyun buharlaşmasıyla birlikte giderek bir seviye alta inmen ve orda tekrar bir halka oluşturup halkalar halinde çizgiler bırakarak aşağıya inişin.Bir halka daha ,bir halka daha...Napıyosun sen ?İçemiyorum artık seni!bardakla nedir derdin?dökemiyorum daha evet.buharlaş istiyorum kendiliğinden.Bi gün yıkarım.


Dibine kadar buharlaş..

Oyalanmalık

Bugün sanırım çok düşündüm.çok sakinleştim.Arkadasımdan gözlük aldım bi süre bende kalsın mı dedim tamam dedi.mutlu oldum..

Ey murat tipli ,Biri var hergün muhattap olmak zorunda oldugum.Adını tanışırken ezberlemediğim için hatırlamıyorum.ama 2 haftadır hergün konuşuyoruz.Seslenmem gerektiğinde kitleniyorum.Artık samimiyetimiz o kadar ilerlediki adını sorsam çok garip kaçıcak.Seviyorum da keratayı.Murat tipli.Murattır umarım.

Sadece bir varlık göstermek için kendilerinde olmayan takıntılar uyduran insanlar!!!Lafım size.Çok belli ediyorsunuz bunu.yapmayın.

-Limon dendiğinde ağzım kamaşır.

-Bana öpücük atıldığında karşılık veririm dayanamam tikim var.

-Burnuyla oynayan birini gördügümde bakamam ben.

...SSSsssiktirin gidin len.

Taksici!!! .beni benden aldın bugün.gerçekten neydi amacın bilmiyorum.Viraj olmadıgı halde viraj hissi veren taksiydin.offroadçu taksiydin.

Bere takarak bi imaj yakalayan adam.Sigara yakarkenki kendine güvenin ve muhabbetinin ukala ses tonlarınyla bezenen hali.Kıskanıyorum lan seni.Nerden bu özgüven ve toplumdan sıyrılmışlık?

Bu arada ben de siyah torbalara dokunamam =/

Blop blop blorolog

Bu gün güzel bi kahvaltıyla başladım güne.Krep ve nutella.kahvaltı sonrası sigarası.Bi telefonla taksime gitmeye karar verip,özensiz gibi ama özenli olan şeklimi yaptım.Bıyık bıraktım sonra.Pek oturmuyor sanki yüzüme.Otobüs duraklarındaki reklam panolarına bıyık çizmişliğim vardır markerlarla.Ordaki eğreti durum var biraz sanki.Ama kıl köklerimin emeğine olan saygımdan ötürü ellemiyorum şuan için onları.Genelde ''AĞğbiiii'' yle başlayıp , muzip bi sırıtmanın ardından benim farkındalığımı ölçüyorlar.Sonra da benim rahat ve eleştiriye açık bir insan oldugumu düşünüp ''güzel olmuş da..yani alışamadım..ama dur bakiyim?..güzel güzel..''şeklinde bitiriyorlar yorumlarını. Güzel olan şey şüpheye yer vermeden güzelse güzeldir .Ve güzel olmayan şeylerin içindeyim bu aralar. Taksim darladı beni.İşten çıktım,küçük beyoğlundan.Okul desen o ayrı kafalarda . Uyuyorum sürekli.Rüyalarımı kontrol edebilmeye başladım.Lucid dreaming diyorlar.Pesimist gelebilir biraz ama orası çok daha güzel.Sanırım fazla takılıyorum orda.Herkes bi masum,temiz..

Kokulardan,seslerden kaçmak çok zor.Birşeyi görmek istemiyorsan bakmazsın oraya.kaldırırsın gözünün önünden..dokunmak istemiyorsan dokunmazsın.ama istemediğin halde bir anda o koku gelir burnuna.Bütün anılarını deşer,deşer..Ya da bi şarkı başlar..İşte bundan kaçmak zor.

Bu gün sarma tütün aldım kendime.İçinden kağıdı falan da çıktı.Halbuki o parayı ben tütüne verip üstüne de kağıt için ayrı para vermeye baştan razıydım.Pek bi sevindim bu duruma.Sonra hafif bi yağmur vardı ve işte şu bahsettiğim ''ıssız adamın'' müziği çalıyordu Taksimin ,popüler olan her entellektüel tınısını çalma meraklısı yerlerinden birinde.Geçerken ''Aaa ben bunu ..evet bu o şarkı..!'' gibi bi tespitte bulundum sanki sadece ben bunu yakalamışım gibi..Sonra da anladımki bu insanlar çoktan onu keşfedip yemeye başlamışlar.Ama tebessümümle yürüyordum .Bıyığım hala dudaklarımın üstündeydi.Sonra bi anda Sezen Aksu'nun bi şarkısı çalan bi müzik marketin önünden geçerken(''anneni daha çok anımsıyorsan,hatta anlıyorsan'' gibi sözleri olan hani) tebessümüm biraz daha belirginleşti.Derken bi kız çocuğu baloncuk yapan oyuncağından bi sürü baloncuk yapmaya başladı.3-4 adım sonra baloncukların içinden geçicek olmanın verdiği mutluluğu yaşamaya başladım.Hemen yükseliyordu baloncuklar.Adımlarımı biraz daha hızlandırarak yakaladım bikaçını.Şemsiyeci adam benim bu hareketimi yakalayan tek insandı ve güzel bi anı paylaştığının farkındaydı.Selam verdim ona.Başıyla onaylayıp önünden rastgele bi şemsiyeye doğru uzanırken ona bakmayı kestim.Saved!

Yürüdüm ,yürüdüm ,düşündüm..gözlerimi kaçırdım olası nahoş karşılaşmalara karşı..yürüdüm yürüdüm...

Satranç Derneğindeydim artık.Olası rakiplerimi süzüyordum.Yaş ortalaması (abartmıyorum) 70 olmalıydı.Hatta bi tane ölü bile vardı sanırım.Herkes onun düşündüğünü sanıyordu.Ama ben öldüğünü düşünüyorum.O kadar körpe(ama körpe!) hissettimki kendimi anlatamam.Buraya ne zaman gitsem hep böyle oluyor zaten.Aralarından sempatik gibi ama yaşça biraz daha küçük gibi olanları benimle ilgileniyorlar ,yaşımı okulumu işimi dogum yerimi ögrenip rahatlıyorlar.Nasıl bir rahatlamadır bu anlamıyorum?Sonra kimsenin konuşmadıgı ve fiziksel özürü nedeniyle içe kapanmış olan biri gözüme çarpıyor.Satranç oynamak bir yana en çok da deneyimlemediğim şeyleri yaşamak için geliyorum buraya.İrite edici gelebilir bu yaptıgım şey ama amacım fiziksel özürü olan kişiyi incelemekten öte kendimi sorgulamak onun karşısında.Meraba diyip karşısına oturuyorum.Meraba diyor .Ama bu ''meraba'' belliki uzun zamandır konuşmayan ve konuşmadığı için dili uykuda olan kuru bir ağızdan geliyor.Küçük harflerle ''mrb''.Amcamızın adı Kadir.Metroda evrak memuruymuş.İlk el berabere kalıyoruz.Berabere kalmak için biraz uğraştıgımı itiraf etmeliyim.Eşit seviyede oldugumuzu hissedip rahatlamasını sağlıyorum.Kadir amcanın tek gözünde garip bir doku var ve mavi renkte olan bu göz işlevsel değil.Tek elinde kemik gelişim sorunu var.Çolak deniyor sanırım buna.Ve topal.Topal oldugunu masadan kalkarken farkettim.Zaten yeteri kadar üzülüyordum tek gözünün kör ve elinin çolak olmasına . Bi de topal mı?İşte bu eşitsizlik.Karşımdaki insan benden ,sizden ve toplumun büyük çoğunluğundan çok daha zor bir hayata sahip.Adam kör topal ve çolak! mutsuz üstelik. Ne yazıyorum şuan? bir an için duraksadım..Şükretmeliyiz..Metroya gideceksem beni geçirebileceğini söyledi.Ismarlayabileceği özel bir şeyi vardı .Yüzüme balon üfleyen kız,şemsiyeci ve Kadir Amca. hepsi sadece 1 saat içinde gördüğüm insanlar.İşte bu gerçekten garip.sürprizlerle dolu bi hayat.

Ne yaşımı soruyor kadir amca ne de işimi.Oyununa bakıyor o.

Don't Line to Me!


Welcome to the City


BJ?


Humalien


The RoboCity

©Emre Tanrıverdi ( copyrightımı da koyarım )

İlletronika-RobotÇiz Sergisi Kasım 2008