24 Eylül 2009

Zeplin Pilotu, Ben ve Torbalı Muhtarı






Bir süre yazamayabilirim .

Bunu bilin. Bilgisayarım yok artık. Ama bu demek değildirki yarın yazmıycam. Her şey olabilir. Kafama bir bigudi düşüp yukarı baktıgımda üstüme yağan bigudiler görebilirim. Bunun kaynağı az önce motoruna kuş kaçmış bir zeplinin içinde bulunan tonlarca bigudi kolisinin havada parçalanması sonucu yağmur oluşturması da olabilir. Ve o bigudi taşıyan zeplinin pilotuyla koyu bir sohbete girip hayat hakkında her şeyi konuşabiliriz. Bu konuşmanın sonucunda ''hayatta en önemli şey sağlık'' sonucuna varabiliriz. Ve en kötüsü de ''nem'' diyerek titrek ellerimizi birleştirip güzel bir french kiss in ardından torbalı ilçesine gidip muhtarlarıyla Curling oynayabiliriz.

Bilmeyenleriniz için curling:

Bir ağırlık buzda kaydırılıyor. iki tane de fırçalı amcamız buzu eriterek yavaşlamasını, yön değiştirmesini sağlıyorlar.

Torbalı ilçesi muhtarı, bigudili zeplin pilotu ve ben olarak oluşturduğumuz curling takımına rakip arıyoruz. Bilginize.


oh ye!


(Hayal gücü editi: her pilot erkek değildir.bu hikayedeki pilot, sarışın, raybanli, köprücük kemikleri dikkat çekici oranda zarif bir kadın olarak tasvir edilmiştir. her ne kadar sarışınlara karşı bir duruşum olsa da bu hikaye sarışın pilotla hayal edilsin.)


seks.!


19 Eylül 2009

Kırmızı başlık








Mutlu mesut gittiğiniz bir misafirliğe başlarkenki korkunç tondan irite oluyorum.

-Zrrrr

-Kim o?

-Biziz! (en sevecen ses tonuyla bir aile sesi)

-DzzAAAAAAĞT!!! (en kalınından bi fa notası)

Apartman kapısı seslerini de güzel yapsa ya insanlar?




Bu arada bütün notalarla aram iyidir. ama ''fa'' yı sevmiyorum. Fa diye nota mı olur?


Deo-stickleri de çıktı sonra.

Ama dedim ya ''Fa'' yı sürmüyorum.




Geçen gün bir espri yaptım.Herkes çok güldü. Ama diyemedimki bu espri benim değil aslında. O kadar çok güldünüz ki o anın tadını bozmak istemediğim için söyleyemedim benim esprim olmadıgını. Emir'in esprisiydi o.


Bi de şu var. Aynı espriyi ikinci kez farklı bir ortamda yapmak. Ama tam yerine oturtmak. O an daha önce yaptıgınızı bilen birinin o masada bulunması ve onun gözlerine bakıp ''ben dünyanın en yavşak adamıyım dimi ? Dimi!? Al gayrı beni benden. gidelim buralardan''demek. Demiyor muyuz? diyoruz.



Araştırma ödevleri: Tantra, Misina yapımı, Körlerin kanser olmayışı.



Şuan bulundugum evde ilkokuldan beri görmediğim , ''İlk yardım dolabı'' var. Demirbaş listesini arıyor gözlerim. Hah Filaster bant da burdaymış.



Kapıcımız evin içine kadar giriyor. Bu da beni deli ediyor. Miribaa diyor bi de.




İstanbul'dan ayrılıyor olmak bana koyuyor. Melankolik oldum iyice. Bi kaç gündür yazamayışımın sebebi bu afallama da olabilir. olmayabilirde.


Çok Ünlü birinin kuaförü (çok ünlü ama), geçtiğimiz yıllarda bir organizasyonda görevli arkadasıma ısrarla blow job yapmak istemiş. Gay ' lerin aşırı ısrarcılarına karşı bir sivil toplum örgütü kurulmasını talep ediyorum. Burdan bütün ısrarcı gaylere sesleniyorum. Nasıl ki ısrarcı abaza bir heteroseksüel erkek ya da kız karşı taraf tarafından itici bulunuyor ve rahatsız edici oluyorsa siz de aynı oranda rahatsız edicisiniz. Hatta homofobi diye bir şeyi var edenlersiniz. Düşünün yani ''fobi'' yaratıyorsunuz. ''Hadi geç şu çalıların arkasında bi blow job yapayım sana'' bu repliği duyan arkadasım şuan hastanede yatıyor. Yazıktır.



Bu arada alıngan gay arkadaslarım varsa bu yazıyı okuyan. Onlardan özür diliyorum. Ama hem gey hem de alıngan olarak şansınızı fazla zorlamıyor musunuz?



Birini ısırmak istemek çok içten bi duygu sanırım. öpmek ,sevişmek falan tamam da. ısırmak istemek başka bi boyut.


Migros da güzel bi yer.


Honolulu da güzel.



Okuyucu sıkmak daha da güzel.








Bu kadar satır boşluğu neden ? neden ?




Emre Pazarlama gururla sunar! (kırmızı başlık)

Rock 'n beer diye bir yer açılmış izmirde. gidilesi. her ne kadar web sitelerinde müziğin ve biranın dibine vurmaya geliyoruz! şeklinde'' köyden indim şehre gazı'' barındırsalar da. Bi şekilde güzel bi atmosfer yakalamışlar içerde. İstanbuldan dönüp, sokak arası mahalle bar kültürüne alışmaya zorlanırken burayı bulmak güzel oldu. Ah bir de müzikler birbiriyle uyumlu geçişlere sahip olsa.

Derken gökten şevkatli bir el, Emre'nin başını ''zamanla olum, zamanla...'' diyerek okşamaya başlar. Emre yukarı bakarak ''öyle olur değil mi amca?'' diye en saf haliyle sorar.



yataktan yeni kalkıp banyoya gittiğimde yüzüme bakıp begeniyorsam kendimi, o gün güzel geçicek demektir. ha ama yok ''bu ne lan?!'' diye bakıyorsam kendime. O gün de var bi terslik.


Dorian Gray'in portresini tavsiye ettim dün . Size de tavsiye ediyorum okuyun. Kitap incelemesi yapan biri olmak istemiyorum burda. Alın okuyun.Güvenin bana. Önsözü de iyi okuyun. Hatta sadece ön sözü okusanız da yeter açık yaralarıma, belki sen umutsuzluktan sessizsen zaten her zaman kaybettik senle ben. nannara nanna naranaa..



Dün gece eve dönüyordum. Her şey yolundaydı. Bir anda bakkalda karşıma Gofy gofret çıkıverdi. Başka gofret olmayışı yüzünden bu mavi ambalajlı değişik gofreti almak zorunda kaldım. İşte bu benim sonum olacaktı. Sabah kalkıp , yaptıgım nescafe'nin yanında yemek üzere açtığım bu gofret bütün damagımı büzüştürmeye yetecek oranda bir çirkinliğe sahipti.

Derken bir anda ülker gofreti hatırladım. Gözlerim doldu. Onun o çıtırsı dokusu, ambalajın içine yapışan çikolata kısmına rağmen arsızca onları tüketişimi andım. Tam ağlamaklı bir halde sol yukarı çapraza bakıyorken, bir anda çılgın bedişle karşılaştık. O da sol yukarıya doğru bakanlar derneğindenmiş. Bana üyelik formu getirdi. Dedi ki '' Merhaba emre ben de düşünce alemine dalarken oraya bakıyordum bak şimdi nerelere geldim'' . Bunu demesiyle irkildim ve kendime geldim. Bir gofret beni bu hale getiremez yonca ! anlıyor musun! diyerek üstüne yürüdüm. Korkmuşa benziyordu. Ne yapacagını şaşırmış bir halde Saçlarının ön kısmı aşırı şekilde uzun ve dik olan arkadası savaş ı çagırdı. Ortama o da gelince gofretimi çektim. O da bir espri yaparak beni etkisiz hale getirdi. Uyandıgımda sol yukarı doğru bakıyordum. Ve bana bediş diyorlardı.



Peki ya çılgın bediş'te Savaş'ı oynayan adamla iş görüşmesi yapmama ne demeli? Rıza Sönmez'in fransız sokağında güzel , şık bir restoranı var şimdi. Emre Pazarlama tavsiye ediyor. Ermeni mezeleri falan harika. Adımı söyleyin indirim de alın.


hava atar gibi bitiririm.




seks.!






13 Eylül 2009

Coming soon modundayım.

Tadım yok. yazasım var. ama tadım yok.


seks.!

10 Eylül 2009

Vantilatör ve Ben


3 çok fazla gürültülü,1 çok yetersiz. 2 en ideal vantilatör oranıdır benim için. neden bilmiyorum ama beni ısıtan veya sogutan cihazlara karşı bi sempatim var. Daha önce dışmekan sobaları hakkında da yazı yazmıştım. şimdi ona göz gezdirdim. Eskiden daha sakin yazılar, daha tutarlı yazılar yazıyormuşum. Şimdi biraz şımarık hissediyorum kendimi. Son günlerde artan yazı sayımla birlikte artan bir ukalalık da baş gösteriyor.

O yüzden bir süre yazmayabilirim . Kendime karşı bir tavır alıyorum.

Ne? ha tamam. tamam. az önce kendini begenmişler kurulu yönetiminden aradılar. Kurucu üye yapıyolarmış beni. Ayrıca Kendi kendime tavır alıcagım konusundaki söylemleri de duyup çok kızmışlar. O yüzden yazmaya devam etme kararı aldım şu 30 saniye içinde.


Bazı şarkıları dinlerken sadece benim için farklı bir tınısı varmış gibi hissediyorum. O şarkıyı yapan adamın bile sahip olamayacagı bir duyguyu tatmışlık var üzerimde şuan.


Onun dışında vanilyalı duş jelinin de hoş koktugunu söyleyebilirim. tarçınsız olanları.


Vantilatör sürekli bi sağa bi sola bakıyor. Göz göze geldiğimiz anlarda hemen kaçırıyor bakışlarını. Ensesine bi tokat yapıştırsam sabitlenicek aslında. Farkında bunun. Hava atmayı biliyosun ama gözümün içine bakamıyosun daha!


Tek bir ünlem işaretiyle duyguyu anlatabilmek ne nice bir güzelliktir.


Şu an televizyonda Mehmet Turgut var. Ünlü fotografçı. Aynı zamanda hiç konuşmadıgım facebook arkadaslarımdan biri. Bundan 2 yıl önce çok hoş işler yaptıgı için dikkatimi çekmişti. Ama en sonunda piyasa onu alıp Bengü klipleri çekmeye zorladı. Tarkanın dilli düdüğü gibi oldun mehmet paşa. Sempatik bıyıkların ve tavırların kurtaramaz seni. Halbuki iki yıl önce ''ulan adam çok derin duyguları tablo gibi işliyo fotograflarında'' diye bakmıştım sana. Şimdiyse bir gökhan özen tadı alıyorum . Vanilya dururken.



Bende avustralya doları var.


seks.!

Mutluyum, mutlusun, mutlu

burda bişeyler yazıyodu. sildim. begenemedim.

begenemedin mi?

09 Eylül 2009

Bir anda komancheroya dönüşen yazı!

Hastane personellerine biraz şirinlik ve biraz da kur yaparak, şarj aleti, bedava su, kek, sıra kagıdı,muayene sırası öne aldırma gibi şeyleri sağlayabiliyorsunuz.Erkek halimle bu kadar başarabildim. Eminim kız olsaydım daha neler yapardım.Baş hekime baktırırdım kendimi .

kız olsaydım bilmemne olurdum gibi bi laf oldu bu yukardaki.sevemedim kendimi. Dikkate almayın üstteki satırları.

bi fincan sıcak kahve içmek için bir çok şey yapardım şuan. gidip bir fincan sıcak kahve yapmak gibi.

çok ironikimsi paradoksluyum.






hayata karşı eddie murphy sırıtışıyla durabilmek ne kadar da güzel birşey. deneyin bunu.dudaklar gergin.yanaklarınız gözlerinize dogru bir basınç uyguluyor.ve bakışlarınızla karşınızdaki herkesin aslında kakasını yaptıgınıı hatırlatmalısınız.

Kate Moss mesela yapıyor bunu.çok üzülüyorum böyle düşününce.

Konu nasıl geldi buraya? Bu nasıl bir yazı? neleroluyor? !


Komançero!



seks.!

08 Eylül 2009

Tarantino vs Tarkan (Tarsus)

Japonların müzik yapmasını yasaklayan yasa tasarısı meclisten geçti.Bundan sonra hiç bir japon, pop tarzında beste yapamayacak, yapılmış olan bütün parçalar çöpe atılacak. Japonca pop şarkı çalan işletmeler hakkında yasal işlem uygu...dı dıt dıdıtı dıtıdıtdı ! aaah kahretsin! rüyaymış! tam da en güzel yerinde uyandım yine!



Tarantino'nun Pulp Fiction'dan daha iyi bir iş yapmasını bekliyorum ölmeden. Yani ben değil, o ölmeden. Bu konuyu dün filminden çıktıktan sonra tartıştık. Ama sanırım o amatör ruh sadece ilk dönemlerde oluyor. Ben de çok korkuyorum tarantino gibi olmaktan. Allaam işallah tarantino gibi olmam. Ya da bi dakka. En kötü örnek bu konuda Tarkan! Tarkanın hepsi senin mi albümünün ardından düşüşü gibi bir adam olmak istemiyorum. Küçümsemiyorum tabi tarantinoyu ve tarkanı. Saygılar efendim.



Şuan altımda kırmızı bir boxer var. Bu baksır hediye bana.Üstüme giydiğim süpermen mavisi t-shirtle birlikte sadece pelerinim eksik bir modda salonda yayılmış 12 dev adamımızı izliyorum. Süpermen de acaba evde bu şekilde mi takılıyordur? Daha çok slip don giydiğini tahmin ediyorum ben. Calvin Klein marka slip donları giyip yandaki evin duvarına x-ray bakışları atıp dikiz alemine dalıyor gibi hissediyorum. Her ne kadar erdemli , ahlaklı da olsan böyle bir yeteneğin varsa eğer. Nefsine hakim olmak diye bişey söz konusu olamaz gibi geliyor.



Az önce Tarantino'ya yüklediğim başarısızlık ithamından ötürü pişmanım.Sinirle bi anda söyledim taro! istemeden söyledim. Ama diğer taroya lafım geçerli hala. Tarkan! kendine gel! Şuan resmen Buca-gedizli gençlerin asker uğurlama gecelerinde özenle yaptıkları imajın referans noktasısın! Dön bebeğim diyorum sana.



Spastik taklidi yaparken elini duvara çarpıp kıran arkadasım var.



Three-some = Kremayla mantarın bir olup güzel bi beyaz şarapla sevişmesi.



Amiga oyunlarının müziklerini yapan kişileri tanıyanlarınız varsa bana ulaşsın. Onları evimde ağırlamak falan istiyorum.



son olarak size bir arkadasımın pek de içsel anlatımlı müziğini tavsiye ediyorum

The Bird Cage , hakkında ileride bir tanıtım yazısı hatta bir röportaj yayınlamayı düşündüğüm bir zattır kendisi. İçindeki sesi müziğe dönüştürmüş pembe ve bebek mavisi notaları kullanan biri.


Dinlenesi.


başbaş.

Chihuahua,Tom Hanks ve Kan Bağışı üzerine bir baş yapıt.


-Güle güle şivava!

-Ablam o benim!

-Şivava mı?

-Ablam o yalnız!

-Tamam ben de zaten şivavaya güle güle dedim?(koluna dokunup teskin ederek)

-Hayır yani ablam da o benim.

Böyle bir diyaloğa girmiş biriyim artık. Hayatımın geri kalanında nasıl bir diyalog beni etkileyebilirki bundan gayri?

Aslında az önce uzun uzadıya şivava cinsi köpeklerin meksika kökenli bir cins olduguyla başlayan ,gurur dolu ''ben biliyorum'' göndermeli hikayesinden anlamış olmalıydım bu balık etli kızcağızla bağlantılı bir adam olduğunu. Ama ortama yeni gelen güzel çocuk olarak henüz adapte olamamışken yiyiveriyordum anlattığı hikayelerin öznel ukala tavırlarını.

Diğeri ''ben rujlu kadınları sevmiyorum''diyor. Hemen eşlik geliyor şivava adamdan. ''bence de , gaz maskesi takıp gül koklamak gibi''yi yapıştırıveriyor. Ah be abi diyorum. Hiç mi bir kızı rujunu dağıtarak öpmedin? Ortamda bir gerginlik oluyor.

Şivava hakkında daha kendine güveni olan arkadasımız konuyu ne yapıp edip şivavaya getiriyor. Suskunluk içinde bu çirkin köpeğin hikayesini dinliyoruz. Öne doğru eğilen yapmacık omuzlarım ve ayıp olmasın diye dinleme gülüşümü takıyorum yüzüme. Pek de iyi beceriyorum sanırım bu ilgili-saf adam numarasını. Kötü biriyim.

Güle güle şivava adam. Seni tanımak güzeldi.

-Ablana da güle güle.


-----------------------------------------

. Karşı cinsimin temsilcilerinden güzel bir itiraf geliyor: Bir kız eğer senin onu aldatmana bir şey demiyor, hatta teşvik edici şeyler söylüyorsa; çoktan seni aldatmış olmanın verdiği huzursuzluğu yaşıyordur. i layk it.

Bu konuya da 1 yıldır görmediğim ve beni aldatan eski sevgilimle dün karşılaşmış olmanın verdiği gazla geliyoruz. Bir anda aldatma hikayeleri dönüyor masada. Duygusal dışlanmış , anlaşılamamış çocuk olmak pek de tercih ettiğim bir konum değil.

Eski sevgiliyi görüp yön değiştirirkenki garip duyguyu tarif edesim vardı. Ama bunu yapmıycam. Ama gerçekten içinizde kalanları söylemek için doğru an o an değildir. Bunu söyleyebilirim.

Gidip bi sigara falan yakın.bi de pizza yiyin. sonra da sinemaya girin. sonra akşam bornovaya gidin.altuğla takılın. dertleşin . geçer.

-----------------------------------------

Konuları çizgiyle ayırmak antipatik bir izlenim gibi geldi şuan. Bi daha yapmıycam.


Bu gün hastaneye gittim. Uyku problemimle ilgili . Hastanede kaydımın olup olmadıgını sordu danışmadaki kadın. Ben de sünnetimi burda yaptırmıştım diyeceğime, Penis için gelmiştim daha önce dedim. Bu anı benimle paylaşan 2 sağlık memuru ve bir hastabakıcı, sizinle geçirdiğim o küçük bakışmalar süresi ne de hoştu değil mi?


Kan bağışlamak istiyorsanız 1 yılda 1 den fazla kişiyle seks yapmamış olmak durumundaymışsınız. Haberiniz olsun. Yani 1 AIDS'li kişiyle seks yapmış olanlarınız kan verebiliyorken, 2 farklı kişiyle güvenli seks yapanlarınız kan veremiyor. Bunun adına da güvenli sağlık kontrol sistemi diyoruz. Türk havayollarını seçtiğiniz için teşekkür ederiz.


Ne zamanki bir erkek tarafından tehlikeli görülüp yanındaki kızı koruma altına aldığını fark ediyorsam. O gün benim günüm oluyor. Pek bir g.tüm kalkıyor. Cafedeki çocuk. Flört ederken habire kendini anlatıp durursan tabiikide kız sıkılıp etrafına bakacaktır.Daha ilk buluşmada yapılır mı bu? (bkz: kendini beğenmişin kız tavlama rehberi)

Tom Hanks ve Meg Ryan 'ın beraber film çevirmeleri yasaklanmalı. Zaten her ikisi de kendi başlarına yetiyorlar annem için. Ve biliyorum. Sizi sadece anneler izliyorlar. Kitleniz annem.


Hedef kitlesi anneler olan firmalar var bu arada.Çok garip.


Enter tuşu küçük bilgisayarlar gördüm.Ne diyarlar gezdim.Backspace e basar oldum. Ctrl yerine Fn tuşu koymuşlar.Bir de baktım garip oldum. Emre oğlandan bir dörtlük dinlediniz. Şimdi basın gidin burdan.


SSSsseks.!!!(bütün kan bağışı yapamayanlara gelsin bu)

06 Eylül 2009

Tanışma yaraları ve Mandolinin hazin öyküsü


Yeni tanışılan ortamlarda birbirine vücudundaki yara izlerini , benlerini göstermek diye bir şey var. Kim en çok yaraya , dikişe, fatalitiye sahipse o daha çok görmüş geçirmiş sayılıyor.En az yara bereli olanaysa hayattan nasibini alamamış burjuva çocuğu gözüyle bakılıyor. Ben de bu sosyal statümü arttırmak adına bu yazıyı yazdıktan sonra koluma bacagıma bi kaç küçük yara vermeyi düşünüyorum. Sırf Ayçalara, Mervelere, Melislere gösterebileyim diye. (Ayça merve ve Melis rastgele seçilmiş isimler olarak gayet sıradan isimler gibi lanse ediliyor ya burda. o yüzden özür dilerim) (Hassasım çok)

Bir de şu durum var ki içler acısı. Gayet sıradan bir esprinin ardından birinin tesadüfi öksürüşünü gülme zannedip, ayıp olmasın diye eşlik edercesine bir gülüşü ağzından tutamamacasına çıkartıvermek. Ve Parlayan billur gözlerle öksürüğün sahibine bakmak. İşte o anda gözlerimizle ''Al götür beni bu diyarlardan yağız oğlan.Seninim gayrı'' demiyorsak. Başka bir zamanda demiyoruzdur.

Durum tespitleri konusundaki bu ukala kendini beğenmiş tavrıma gıcık kapan insanlar.Lafım size. Mucuks.

İzmir'de yapılacak aktivite sayısıyla Afrikada yaşayan sarışın-mavi gözlü,klostrofobik mandolin virtüözlerinin sayısı aynı olabilir.

Zıpkın gibi bıçkın bi çılgın hırçın gördüm. Bunu 2-3 kere tekrarlarsanız türk tekerleme enstitüsünden plaket vericekler bana. Yardımlarınız için teşekkür ederim.


Enter a basmak kadar güvenli bi duygu yok şu klavyede. space tuşu da çok güvende hissettiriyor kendini. ama ş harfi falan. beni benden alıyor. korkuyorum. ğ den bahsetmeme gerek bile yok sanırım.


seks.!

Porno ve Babane Leblebisi

Biraz sonra bahsedeceğim konuları hatırlamamı sağlayacak bir arkadasımla karşılaştım dün. Oturup bira içtik güzel güzel. Ortaokuldaki arkadaslarımzdan falan bahsettik. Evet konumuz ergenlik ve babane leblebisi.

Orta okul 3 e geçtiğim dönemler, hormonlarımın beni tamamen ele geçirdiği ve 5 er saniyelik kısa videoların zihnimde yarattığı büyük çalkantılarla birlikte gelen ergen duygularımın en yoğun yaşandığı dönemler.Sanırım 14- 15 yaşlarıma denk geliyor. O zamanlar yetişkin içerikli yayınlara ulaşmak günümüzdeki kadar kolay değildi.

Cine 5 in gece 12 den sonra Playboy kuşağına geçerken reklam ve gaza getirme niyetiyle şifresiz yayın yaptığı 10 saniyenin değerini benim kuşağım iyi bilir. Ne rezil ne embesil bir dönemdi bu! Annemin beni kısık gözlerle o yayınları izlerken yakalayıp,'' Gözlerini bozucaksın , istersen abone olalım'' deyişiyle birlikte biten otoriteme mi yanayım yoksa Cine5 yetkililerinin hiç bir amacı olmayan bu yayın tekniğini kullanarak gencecik ergen çocukların beyinlerini mahvetmesine mi kızayım bilemiyorum.

Aynı döneme denk gelen bir süre içinde ortaokuldan bir arkadasımın evinde playstation 1 oynuyoruz. Bir anda benim 5 saniye sandıgım sürecin çok daha uzun olabileceğini ispatlayan bir cd yle karşıma geçiyor . Ekrana zumlanarak kitleniyorum.Ve ardından odaya giren babanesinin bize leblebi ikram ediyor!Evet baya baya leblebi getirdi kadın biz orda +18 takılırken. ''İzlemeyin şunları a-yavrum ''diyor kadın. Ve leblebileri koyup gidiyor. Utancın ve cinsel açlığın en yalın halini tattığım bir gün olarak anı tarihimde yer etmiş bir gündü bu.


Peki dün akşam yeni tanıştıgımız birinin, arkadasıma amuda kalkmazsan ağlarım deyip, gerçekten ağlamasına ne demeli? Alkol kötü bir şey sanırım.


Arabayla giderken kırmızı ışıkta duran arabanın içinden size bakan 5 yaşındaki erkek çocukları olur ya? Onların hepsi aynı çocuk gibi geliyo bana.


Hurma yeme olayını ramazan ayına bırakmasak. Hep hurma yesek? Bence hoş bi tadı var yani. Hurma yemek istiyorum.


Dinlediğiniz müziklere renkler atayın. Çok hoş tablolar çıkıyor zihninizde.


Nüfus memuru olsaydım eğer yeni doğan çocuklarına , Berkecan, Gülsu,Alara,Layladalaylay gibi isimler koyan ebeveynlere birer bira ısmarlayıp, Esenler Otogarına götürürdüm .


Veya amuda kalkmalarını da isteyebilirdim. Seni anladım şuan!anladım!


Seks diye bitirecek enerjide bir yazı oldugunu hissedemedim bi an için. O yüzden seks meks yok.




Peksimet.!

05 Eylül 2009

Bulşit



İnsanın yanında kot pantolonu getirmemesi kadar sinir bozucu bişey varsa o da mandalina soyarken etrafa saçılan turuncu sulardır. Veya kaldırımda yürürken yanından geçen arabanın yagmur sularını üstüne sıçratması da olabilir. Bilmiyorum kafam karışık bu konuda.

Annemin bir arkadası, sevgilisiyle kendine aynı t-shirtten yaptırıp giymeyi düşündügünü
söyledi.

Aynı kişi beyaz ayaklı erkeklere de tahammül edemiyormuş. Bu konuda ne söylemek istediğini anlayamadım ilk önce ama sonra düşündüm. Gece yatagımda düşündüm bunları. Beyaz ayak, beyaz ayak beyaz ayak.... Ve sonunda şuna kanaat getirdim. Güneşte yanıp yanıp ayakkabılarını ayagından çıkarmayan krolardan bahsediyor olmalı. Ben de karşıyım beyaz ayaklı erkek ve kadınlara.

Bu akşam türkiye maçı oldugu için heyecan duymalıydım. Normalde duyardım. Ama şuan duymuyorum. Bu yüzden ne yapacagımı şaşırdım. Heyecan duyuyormuş gibi yaparsam belki duyarım.

Ntv haber servisinin tanıtım reklamı çok sempatik gibi olmuş. Bi dinleyin emi.

Bir gün emmy ödülü alan bir dizi yapmayı istiyorum. Bunu cidden samimi söylüyorum.

Digerleri de samimi ama az öncekinde böyle ifademi ciddi takınarak(şaka bi yana der gibi ) söylüyorum.

Annem cebinden 5 lira bulmuş. Pek sevindi .

Aynı annem şuanda çorapların tekleriyle eşleştiriyor.

Peki ya siz?Sizin çoraplarınız ne alemde?

Çorap deyince penti..


seks.!

Kısa Kısa Filmler Falan







Bilgi Üniversitesi Video Production Ödevi 2009



İstanbuldaki günlerime bir post oluşturayım derken bunlar da çıktı öyle . Eğlenmiştim bunları yaparken.

04 Eylül 2009

Yaya'ya yaya-yaya yol vermek.

az önce uzun bir hikaye yazdım. hikayede bir kapıcı her sabah beni uyandırıyor. ve en sonunda dayanamayıp kapıcıya atar yapıyorum. işte bunu uzun uzun yazdım. hiç de komik olmadı. en sonunda atar yapmanın komik olmadıgına kanaat getirince kapıcıya sulanıyorum. o da garip oluyor. en sonunda da sildim işte hikayeyi. ama güzel bi süreçti. hiç kimsenin okumadıgı bir hikaye yazmış ve silmiş olmak beni mutlu etti.

ne yakınmışız senle ben. bana benden yakınsın. gerçekten. 3g yle çok mutluyuz. mükemmeliz biz iki kız olaraktan. şeklinde reklamları yapan insanların kafasında olmak istiyorum. esenler otogarına götürmek istediğim insanlar olmak üzeresiniz. Kendinize bi çeki düzen verin. Çek-i düzen.

National geographic iyice bozdu. Bi tanesin Discovery Channel.

Bu arada Esenler otogarı yerel insanı olmak çok kötü bir şey olsa gerek. Naber abi nerdesin? Esenlerdeyim canım. Ankara ankara ankara ankara..

Uyku mahmuru anne kadar saf temiz bir şey var mı şu dünyada ? sorarım? ha derseniz ki kirpi yavruları. tamam derim. eş gider onlar.

Çok hızlı bir şekilde Yaya'ya yaya-yaya yol ver yaya toure. der misiniz? bunu dediğinizde pırıl pırıl olucaksınız.
Haluk Bilginer'in sesindeki çatlakları tıkasak nasıl bir ses çıkar acaba. Müşvik Kenter'i de bu organizasyona dahil etsek.

Bozuk bir eşyayı tamir ettikten sonraki hisle iyi bir seksten sonraki his çok yakınlar.

ahahaha her yazıyı seksle bitirmek çok zevkli.


SEKS!






Benim Süper 16.Yaş günüm


My sweet sixteen diye bir televizyon programı var. Ordaki herkesi- ama herkesi, Esenler Otogarına götürüp bırakasım var . 30.000 sterlinlik mücevher seçerken bir anda kendilerini orda bulsunlar istiyorum. Gar lokantasında tabildot yemek ısmarlarım onlara. Camide bi de namaz kıldırdık mı adam olurlar gibi geliyor bana. (dini espriler yaparken gerilmek caiz midir hocam? )

(koltuk altındaki buruşukluk iğrenç bişey)(benim koltuk altım bu kızınkini döver)



Bir kaç gündür bir özel üniversiteyle burs görüşmesi içindeyim. Tam da kayıt dönemi olduğu için içerde bir sürü veli var. Devlet üniversitesine kayıt yaptırırkenki atmosferi hatırlıyorum da. Burası tam bir embesil ordusu. Anne- Babalarını kollarına takıp başarısızlıklarını paraları sayesinde başarıya dönüştürebileceklerine inanan , kendine güvensiz bir nesil.Hepsinin şekil yerinde. İçler boş. Özel okulda okuyan arkadaslarımı tenzih ediyorum. Herkes bu şekilde değil. Genel tablo bu.


SSK sırasında beklemek de can alıcı yanlarından biriydi bu günün. Arkamda okuma yazma bilmeyen amca ve önümde sigara içmek için sırasını tutmamı isteyen libidolu teyze. İkinizin arasında kalmak benim için sıra beklemekten daha yorucuydu. Aslında aranızdan çekilsem belki ikiniz birbirinizi nötrlerdiniz. Ama yapamadım. Arka tarafımdan gelen -hiç ilgimi çekmeyen sohbet . Ve ön tarafımda ince davidoff sigaralı teyzenin rujunun kokusu. Evet ruj kokusu! sürekli ruj tazeleyerek kokusunu salıyordu etrafa. Gucci Rush ın o ağır ağdalı havasında bir ruj kokusu bu.

Evet huuoop! şimdi yukardakilere göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur.

a-)sırtım ağrıyor biraz.

b-)ülker çikolatalı gofreti dışarda bırakıp erimesine sebep olan bakkalar öldürülmelidir(.bütün dudaklarım ellerim çikolata oldu şuan.)

c-)müzik setim karınca kafasına benzediği için mutluyum.

d-)Satranç rakibi bulamıyorum izmirde.

e-)seks ! !

03 Eylül 2009

Oidipus ve cüce giyimi





canı sıkılanlar için bir kaç araştırma ödevi veriyim. eğlenceli olabilir.
aşağıdaki konuları araştırın buyrun :

*zümküfül

*oidipus kompleksi

*haka dansı yapan yeni zellanda takımı all blacks in videoları

*cüce giyimi

*sağır dili el işaretleri falan . öğrenin

*hang müzik enstrümanı olan hang.

*lucid dreaming

*merkaba


bu konuları araştırın. zevkli.

Üzüm Taşıyan Amca ve Otobüste Yaşlılara Yer Verme İzahatnamem



Blog yazma işine biraz daha eğildiğim şu günlerde , fark ettimki burası başka bir dünya. kendi içinde dönen bir okur-yazar potansiyeline sahip. yani aslında bir çeşit hiç bir şey üretmeyen insanlar topluluğuyuz. herkes birbirinin bloğunu takip ederek kendi içinde bir popülarite ortamı yaratıyor. Blog okuyucuları aynı zamanda blog yazarlarının ta kendisi durumunda. bu da çok saçma geliyor bana. bunu paylaşmak istedim.

Beni blog yazarları okumasın. ben de sizi okumuycam . (okuya da bilirim)

Sonra efendim bu gün bir telefoncuya gittik ertan arkadasımla. orda bambaşka bir esnaf dünyasının eğlenceli kapısını aralayıp 5 dakikalığına bu dünyada misafir oluverdik. Çıktıktan sonra bu 5 dakikada yaşanan her olayın kendine has geyiklerini yaparak onu uğurladım.
Yolda elinde 2 kilo üzüm olan bir amcayla karşılaştım. Bazen içimden o üzümleri taşımaki yardım etmek geliyor. Yapıyorum arada sırada ama öyle bir yük/yaş oranı olmalı ki beni tetiklesin. 2 kiloluk bir yük bu amcaya yardım etmemi yeterli kılmıyor. Sanırım aşağıya doğru iyice gerilmiş, her ele 3 er torbayla yaşlılık benlerinin sayısı artmış bir amca bu konuda benim menzilime giriyor.

Aynı şekilde otobüs,metro ve uçaklarda da yer verirken( uçakta yer vermek ? ) belirli kıstaslarım var. Yaşlı kişiye yer vermem için yeterli kıstaslar şunlar:

*Ellerinin üzerinde potasyum eksikliği dolayısıyla oluşmuş yarı saydam benlerin sayısı ve büyüklükleri tatmin edici ölçülerde fazlaysa

*Titreyen bir elle tutunacak bir yeri arıyorsa

*Ağız hafif aralıksa

*naftalin kokuyorsa

*gerçekten çok zayıfsa

*Mp3 player ı varsa( saygı)

direk yer veririm yani bu insanlara.

ha bir de annemden büyük gösteren bütün kadınlara yer veririm. yaşıtları ve altındakiler ancak yeni boşalan bir yere geçiş hakkını benden alabilirler.

Bu konudaki resmi gazete açıklamamı yaptıktan sonra çok içim rahatladı. Evde sigara olmayışından duyduğum üzüntüyü böyle bir konuyla geçiştirebileceğimi sanmıştım. Ama yanılmışım.

Adios lepido diye bi şarkı vardı noldu o ?

01 Eylül 2009

Ağrh!

Fak! Fak! Fak! Fakınen Fak yu!