10 Kasım 2009

Genelev'de Röportaj Macerası





Bu gün yakın arkadaslarımdan birinin sosyoloji araştırma ödevi konusu gereği karaköy genelevindeydim. Şu meşhur Zürafa Sokak'taydım yani.

Arkadaşım kız olduğu için onu bir kaç gün önce kapıdan içeriye almamışlar ve O da '' Bu işi yapsa yapsa Emre yapar!'' gazıyla beni arayıp ödevinde yardımcı olmamı rica etti. Böyle değişik bir deneyimi kaçırmak olmaz-hemen kabul ettim.

Ödevin konusuna pek girmememi rica ettiği için burada yazmıyorum. Ancak konu hayat kadınlarıyla ilgili bir konu. Bu aşikar. (i love aşikar lafı)

Bu işte bana eşlik edebileceğini ve O'nun için de ilginç bir deneyim olabileceğini düşündüğüm Emir'i arayıp '' Oğlum keraneye gidiyoruz! Hadi hazırlan! '' dedim. Benden hiç böyle bir laf duymaya alışkın olmadığından olsa gerek ''OHA! ne diyosun olum?!'' şeklinde bir cevap verdi. Ama sonra durumu açıklayınca kabul etti eşlik etme teklifimi.

Ödev sahibi arkadasım bizi galata kulesinin ordaki cafelerden birinde bekleyeceğini söyledi. Artık
iki erkek başbaşa kalmıştık. İki yakın arkadaş resmen keraneye gidiyorduk! Sokağın girişindeki bakkalların mesir macunu türevleri gibi şeylere ağırlık vermesi ilgimi çekti. Ayrıca envai çeşit condom da satılıyor.

Genelev dendiğinde aklıma nedense sadece bir apartman dairesi geliyordu bu güne kadar. Ama işler biraz farklıymış. Baya bildiğiniz bir mahalle şeklinde yayılmış bir sürü ev var içeride. Girişteki adam üzerinizi arıyor dikkatlice. Polisler falan var kapıda. Kimlik kontrolünü peçeteci adam yapıyor. Onlara Lavuk deniyormuş. Lavuk'un da anlamını ögrendim.

İçeri girmeden önce ikimiz de çok gerildik, heyecanlandık. Şuan ordaki en yakışıklı adamlar olucaz oğlum. Bi de bu taraftan bak dedim. ''Otobüsteki en yakışıklı çocuk oldugunda her kesin sana bakmaya zorunlu olması gibi'' Bi de öyle bişey var , otobüsün en güzel kızını belirleyip mecburen onunla bakışmak. Normalde ilgini çekmeyecek güzellikteyken elimizdekinin en iyisi bu bari keseyim şunu da bi havalara girsin'' şeklinde bir kesme durumu oluyor bende.

Evet konuyu dağıttım. Geri dönüyoruz geneleve.

İçeri girip emin adımlarla ilerliyoruz ikimiz de. Yaklaşık 5 metre sonra evler başlıyor. Yan yana dizilmiş 4 er katlı binalar. Ortada bir büfe. L şekinde bir yapılanma var. 2 sokaktan oluşuyor sanıyorum. Evlerin alt katlarında giriş kısmında kasalar var. Ve ayakta bekleyip laf atan kadınlar. Bizim girmemizle birlikte ''Ay sizin ne işiniz var burda? Yakışıklıııığğ baksana bi dakka bişey söyliycem sana'' şeklinde bir koro başlıyor. Her yerden ne kadar yakışıklı olduğumuza dair laflar geliyor. Ben bir adım önden kararlı bi şekilde ilerliyorum, Emir biraz daha gergin benden. Ve O'nun ortaköydeki kumpircilere bile kıyamayıp cevap vermek gibi bir huyu var. İyi insan O. Bense sanki devamlı müşterileri gibi kararlıyım. Nereye doğru gidiyorsam artık biliyorum gibi yürüyorum. O kadar yakışıklı lafını duyduktan sonra yürüyüp vardığımız yerde travestilerin olduğunu görünce hemen geriye dönüyoruz . O an çok küçük bir bakışma yaşadığımızı hatırlıyorum. Ve Emir'in gözlerinde ''yakın arkadası apandist ameliyatına giren adamın iş bitirici, aileye yardımcı olucu'' bakışı var. Bilmem anlatabildim mi o bakışı. Temiz havlu falan olur onların arabalarının bagajlarında. Öyle insanlardır onlar.

O bakışı aldıktan sonra yalnız olmadığımı hissediyorum. Bu gerilimi, bu meme içinde kalmışlığı tek başıma yaşamadığımı görüyorum. Rahatlıyorum. Emir iyiki gelmiş diyorum. İyiki gelmiş ve şuan etrafımda yaşanan olaylara O da tanık diyorum. Bu arada bazı kadınların memeleri dışarda. Açmışlar öyle.

Sokağın başındaki evde konuşabileceğimi hissettiğim bir hayat kadını olduğunu bi şekilde seziyorum. Ve itiraf etmek gerekirse en eli yüzü düzgünü de o kadın.

Yanına gidip ödev konusundan bahsediyoruz. Bize yardımcı olup olamayacağını sorduğumda , bana müşterilerini bekletemeyeceğini söyleyince ''Seans ücreti neyse ben onu karşılayacağım'' tarzı bir şey söylediğimi hatırlıyorum. Ve bir anda kendimi kasanın orda buldum sonrasında. Kasadaki adamın gözlerinin içinden arabesk bir dramın fotografını görebiliyorum.

Bu olaylar olurken Emiri de diğer kadın ikna etmeye çalışıyor. Yakışıklı gel seninle de ben konuşayım? şeklinde bir giriş yapıyor. Emir de ''Yok ben burda bekleyeyim. Param yok zaten'' diyor. Sonradan ögrendiğime göre Ben yukarı çıkarken kadın Emir'i gaza getirmek için ''Ha anladııım. Seninki kalkmıyor'' şeklinde ucuz numaralar çekmiş. Ama tabi nafile.


Yukarı doğru çıkmaya başladığım anda terlediğimi ve heyecanlandığımı hissediyorum. O kadar garip bir durumki bu. Emiri aşağıda bırakmış olmanın verdiği bir suçluluk duygusu da var. Bu arada Emir pek dile getirmese de benim yukarda o kadınla birlikte olabileceğimin ihtimalini düşünüyor gibi de. O'nun öyle düşündüğünü düşünmek biraz daha geriyor. Valla seks olmadı abi! şeklinde açıklama yapma eğilimi duygusundayım.

Her katta birer tane banyo ve tuvalet var. Aynı zamanda her odada birer tane lavoba da bulunuyor. Kırmızı ışıklandırma revaçta. Bazı odaların ışıkları taksilerin arka koltuklarındaki mavi renkten. Küçükken az kitlenmemişizdir o mor ötesi lambalara.


Kadının bana söylediği odaya geçiyorum. Odada sadece bir yatak ve lavobo var. Yalnız böyle dediğimde çok pis bir oda imajı oluşuyor beyninizde. Pis bir görüntüyle hiç karşılaşmadım. Bu da enteresandı. Hayalimdeki genel ev imajında her yerde spermler vardı halbuki.

2 dakika sonra kadın yanıma gelip ''Aşkım ben müşteriyi gönderip gelicem şimdi yanına sen rahatına bak'' diyor. Az önce yakışıklı diye beğenilen ben, şimdi de ''Aşkı'' olmanın garipliğini yaşıyorum.

Bu arada garip bir biçimde kadınla asla yatmayacak oldugumu bildiğim halde O beni beğensin istiyorum. Bir hayat kadını tarafından beğenilmek istemek çok garip bir duygu. Normalde güzel bir kadınla tanışan ve onunla konuşacak olan bir erkeğin klasik alt yapısını bu kadına karşı da oluşturma iç güdüm beni şaşırtıyor. Ya ben çok büyük bir abazayım, ya da seks temalı bir kadın tarafından beğeniliyor olmak istemek gayet doğal? Bu itirafımsı şey sonucunda benim o kadınla yattığıma kadar giden tahminler yürütecek olan paranoyak zihinlere burdan merhaba demek istiyorum. Yok öyle bir şey.


Kadın hemen yan taraftaki odaya giriyor. Orda bekleyen adam, beklediği sürenin çok daha altında bir sürede çıkıyor odadan. 4 dakika falan sürüyor. Göz göze gelmiyor benimle adam. Direk aşağıya iniyor. Üzülüyorum adamın durumuna.

Bu sırada aşağıdan beyaz saçlı bir amca geliyor. Benim kadınım (benim kadınım ahaha) odadan çıkıyor ve duşa giriyor. Duştan çıkıp o gelen adamı da odaya sokuyor. Odada kalış süreleri 8 dakika oluyor bu sefer. Adam odadan çıktıgında gayet ciddi bir ifadeyle devam ediyor yoluna. Sanki az önce sevişen o değilmiş gibi çok ciddi. Kadın tekrar çıkıyor odadan ve tekrar duşa giriyor. Duş dediysem de sadece vücuduna su tutup çıkıyor dışarı . Bu sefer beni o odaya sokacak. İşte o anda kalbim güm güm atıyor. Çok rahatsız hissettiğimi hatırlıyorum. Kötü yola düşmüş gibiyim.


Karşımda ilk başta çırılçıplak kalıyor. Göz temasımı kaybetmiyorum. Gerçekten de görmek istemiyorum sanki memelerini. Üzerine hemen bir şeyler giyip yatağa uzanıyor ve röportajımız başlıyor. Yanımda bir kayıt cihazı ve kağıt-kalem var. Notlar alıyorum sürekli.

Bu o kadar değişik bir deneyimki benim için. Bu arada bir süre sonra o gerginliğim de kalmıyor. Kadın mesela profesyonel bowling oyuncusuymuş, erkek arkadası varmış, müşterisi olan ünlüler varmış. Bu gibi ilginç şeyleri dinliyorum. Bu arada o kadar çok dramatik sorun var ki. Burda bahsetmek istemiyorum işin o tarafından.

Mesela kadın (İsmini ögrendim bu arada Elif) Elif, ilk başlarda gayet cilveli bir tavırdayken sonrasında gözleri dolan ve gözlerimin içine bakarak '' Ben burda olmak istemezdim.'' diyen bir masum insana dönüşüyor. O noktadan sonra rahatlıyoruz ikimiz de. Rahatlamamızın sebebi de artık seks dışında yaptıgı bir işi var şu an. Bu onu rahatlatıyor. Kendi farkındalığını benimle paylaşıyor. O'nu insan yerine koyup onu dinleyen, saygı duyan biri var karşısında. Ve bu o kadar değerli ki onlar için.

Ve arkadaş olduk en sonunda. Bana ödev hakkında bundan sonra da yardımcı olmak istediğini söyleyip telefon numarasını verdi. Beraber tophanede kahve içmek istediğini söyledi. Duygulandık beraber. Ayrılırken hüzünlenen bir müşteriyim artık Elif için. Normal müşterilerine ayırdığı vakitin çok daha fazlasını bahşiş dahi alamayacağını bildiği halde benimle geçirdi.

Odadan çıkmadan önce el sıkıştık. Ödevi olan arkadasımla beraber buluşup kahve içmek konuşmak konusunda çok ciddi oldugunu ve arkadas olmak istedigini söyledi. Ve uğurladı beni.

Aşağıya indiğimde bekleyen Emir'in canı çok sıkılmıştı. '' Emre Allah belanı versin abi! Tek başıma burda ne haldeyim ben farkında mısın abi? Kalkmıyo mu bana seninki dediler abi burda!'' dedi bana . Bense çok mutluydum. Bana verilen görevi eksiksiz yerine getirmiş olmanın verdiği hazzı yaşıyordum. Sanki güzel bir çizim yapmışım da onu sergileyecekmişim gibi bir his vardı üstümde. Bu hissi çizerler bilirler. Çizerim demek de istemiyorum ego yapar gibi ama çok pis çizerim. şşş


Geneleve girmemiştim şimdiye kadar. Tam oldu böyle. Bu gün hayatımın en gerçekçi deneyimlerinden birini yaşadım. Bambaşka bir dünyaya girip o nüfusu gördüm. Çok negatif duruyor aslında genel eve gitmek durumu. Evet çok ağır manzaralar var. İnsanların içinin nuru kaymış. Gözlerde hüzün var ama memeler dışarda . Bu çok üzücü. Diğer bir üzücü olan şey de gerçekten tipsiz bir tipe de aynı bize söyledikleri gibi ''Yakışıklııı'' diye seslenmelerine şahit olmamdı. Ulan hani biz yakışıklıydık? E oldu mu şimdi?


Bir kaç ince detay :

-Odada ''sex'' yazan yastık vardı kalpli. Onu bana alsın biri. istiyorum

-Venedik maskesi vardı yatagın üstünde. Amcalar fanteziye koşuyorlar haberiniz yok.

-Odada dev Lcd ekran ve d-smart paketi vardı.

-Alt kattaki kadının telefon konuşması aynen aktarıyorum: '

'Ben sana bi şey söyliyeyim mi? Böyle ''şöyle s.kerim,böyle beceririm, ben şu kadar iyiyim'' diyen adamların hepsi yatakta bi b.k yapamayan adamlardır.''

-Yakışıklıyım ben ayrıca!




Burda da başka maceralar var.

54 yorum:

sinemlicious dedi ki...

'Ben sana bi şey söyliyeyim mi? Böyle ''şöyle s.kerim,böyle beceririm, ben şu kadar iyiyim'' diyen adamların hepsi yatakta bi b.k yapamayan adamlardır.'

BRADler heryerde azizim

voodoo dedi ki...

çok iyi bir gözlem ve betimleme yeteneğin var nerdeyse gitmiş kadar hissettirebiliyorsun bu çok önemli yazar olma konusunda gelecek vadedersin gibime geliyor.

Cihad TÜRKSOY dedi ki...

Okudugun en iyi blog yazılarınday biriydi. Deneyimini aktardığın için saol , o röportajı dinlemeyi ya da okumayı çok isterdim.. ve Emir olsaydım seninle yukarı çıkardım beklemezdim :)

emretv dedi ki...

sinem: orda aklıma sen geldin .Bu laf tam sinemlik dedim.

vodoo & cihad : teşekkür ederim gerçekten motive oluyorum böyle şeyler söyleyince siz. Emir de gelmek isterdi ama ben sattım sanırım onu orda. Bir anda oldu her şey. Anlayamadık .

muzluoralet dedi ki...

bildigin sürükleyici bir romandan kesit gibi olmus abi.röportaji falan dinlemek isterdim.

emretv dedi ki...

muzlu oralet :

sağol =)

betül dedi ki...

Ben sana bişey söyliyeyim mi? Böyle "şöyle çizerim, böyle yakışıklıyım, ben şu kadar iyiyim" diyen adamların hepsi hayatta bi bok yapamayan adamlardır.

ancak şu da var ki, "bi bok" yapamayan adam, kimsenin görmediği şeyleri iyi görebilir.

peki görmek para eder mi?

edebilir!

Siminya dedi ki...

sabah sabah çay içerken okunacak yazımı bu? değil, (neden değil? ) ama ben bir bardak çayla birlikte içtim yazıyı, çok beğendim. kimdi o erkekler iyi yazamıyo diyen denyo!??

umarım şu avrupa seyahatini sen kazanırsın

renovatio713 dedi ki...

güzel anlatım. orada dolaşan benmiş gibi hissettim. gözlerim doldu. sürekli Teoman dinlememin de verdiği etki var. gülme sakın :) ama böyle şeyler - ve Teo şarkıları - çok duygulandırır beni. uyuyamıyorum son zamanlarda. ışıkları kapatıp, teoman parçaları eşliğinde odamın yıldızlı tavanını seyrediyorum uzun uzun. ve okurken Teo'nun Fahişe parçasını duyar gibi oldum. Kafamın içinde çalıyordu.

emretv dedi ki...

siminya,

çok teşekkür ederim .kazanırım umarım :)

renovatio,

teoman ve ben. :) bu ikili garip bir ikili oldu. Ama sana keyif verdiyse ne güzel :) teşekkür ederim.

pnsyn dedi ki...

üniversitede okurken, yüz yıl kadar önceymiş gibi geliyor şimdi, o sokağa ben de girmeye çalışmıştım. mahallenin bakkalı, çakkalı etten duvar olmuştu: 'bacım, burası çıkmaz sokak'. bir şekilde çıkacağımdan emindim ama yine de girmeyi başaramadım.

ödevim filan yoktu. oradaki drama şahit olmak, kadınlarla insan gibi 2 kelam konuşmak istemiştim. iyi bir fikir miydi, şimdi emin değilim. bazen şefkat, öfkeden daha fazla acıtıyor.

siminya haklı. inşallah o avrupa seyahatini sen kazanırsın.

emretv dedi ki...

"Bazen şevkat, öfkeden daha fazla acıtıyor."

Bu cümleyi duymak çok hoştu. Teşekkür ederim .

Zuy. dedi ki...

şimdi benim aklıma takılan şey neden senin bu arkadaş kızcağızı içeri almamışlar? ben misal yıllar önce girmiştim böyle bir yere kız başımla hem de. hiç de bi şey olmadı, hepsi yanaklarımdan bol bol makas aldılar sadece. bi de benim yanlarına sokulduklarım travestiydi, aralarında bir kız vardı anam o bacaklar heidi klum'da bile yoktur. ama ben anlayamadım o travesti mi yoksa benim gibi bir kadın mı. travstiyse eğer kadından güzel travesti. böyle upuzun dümdüz kahverengi saçları, çok güzel burnu, incecik bilekleri vardı. senin bu yazdığını okurken, gözümde benim girdiğim bu mor ışıklı evin hayali canlandı hep, tüm o insanları düşündüm. güzel.evet. sana evet diyorum.

emretv dedi ki...

Kapıda duran polisler ''Bacım bizi şimdi uğraştırma. İçerde bi sürü adam var sarkarlar markarlar...'' tarzında bir şeyler söyleyip almamışlar.

Travestilerin oldugu bölüm ilginçti gerçekten. Seslerinden tanıdım ben de. Gerçekten kadına çok benzeyenleri vardı.

Evet de bana. :)

Burcyni dedi ki...

uzun zamandır okuduğum en akıcı ve güzel yazıydı.teprik etmekten kendımı alamadım.ama aslında bu da değil

bu kadar net düşünüp ifade edebilen bir erkeğin hassasiyeti hoşuma gitti sanırım.

NzN dedi ki...

Özlempansiyon'dan sıçradım bu yazıya...
Sen bu bursla bize farklı farklı genelev ve'genel kadın' portreleri yansıtacaksın bence...

Ben heyecanla bekliyorum. Ayrıca röportajla ilgili de yazılar gelecek mi diye merak ediyorum.

emretv dedi ki...

umarım öyle olur. :) çok teşekkür ederim :)

Adsız dedi ki...

emre,
çok güzel yazmışsın,
çok güzel çizmişsin,
çok yakışıklısın,

eee devam:)

Adsız dedi ki...

çok güzel bir yazı.bizde arkadaşlarla bunun bir değişiğini yapıp travestilerle röportaj yapacaktık ama korktuk açıkçası..sendeki birazda erkek olmanın avantajı..acaba ses kaytlarını dinleme imkanımız var mıdır?

emretv dedi ki...

teşekkür ederim.

travestilerle röportaj yapmak çok da zor bir şey değil. Niyetinizi anlayınca bacı-kardeş durumuna geçiyorlar.

Ses kayıtlarını dinletme imkanım yok. En azından internet üzerinden böyle bir şey yapamıyorum.

Erkek olmanın avantajı oldugu konusuna katılıyorum. :)

rahat yazar dedi ki...

Bloguna tesadüf rastladım ama gerçekten hayata dair güzel bir gözlem yazısı olmuş. Hani başta okurken bel altı konulara gireceksin sandım ama bayağı ciddi bir anıymış:) Orada saklı dramı görmek ve o insanın psikolojisini anlamak farklı bir deneyim olsa gerek...

dem dedi ki...

ne gerçek ve ne keyifli bi yazı:) teşekkürler kendi adıma:)

emretv dedi ki...

ben de uzun zamandır okumamıştım bu yazımı. teşekkür ederim yorum için.

rahat yazar, senin yaptığın yorumu da şimdi gördüm. evet ben de bel altına gireceğimin tahmin edilmesini istemiştim. :)

Yılmaz Barış dedi ki...

yıh yıh yıh ... :P

Matanay dedi ki...

Yazını çok beğendim, hikayeden çok etkilendim ve nasıl bi solukta bitirdiğimi anlayamadım. Eline sağlık.

Bilmediğimiz ne hüzünlü öyküler, ne dram dolu hayatlar var kıyıda, köşede kalmışlar...

not: Zürafa sokak denildiğinde hemen aklıma Emrah'ın filmleri gelir, o filmler hep gerçekliği içinde barındıran filmlerdir bana göre...

emretv dedi ki...

Blogu ilk yazmaya başladığım zamanlarda, ana sayfa dışında yazıların okunamayacağını düşünüp üzülürdüm. Bu yazının kendini 1 sene geçmesine rağmen okuttuğunu görmek çok güzel.

Teşekkür ederim. Yakında bir şeyler yazmaya teşvik oluyorum yine :)

Anıl AVCIOĞLU dedi ki...

gerçekten başarılı bir dille yazılmış çok güzel bir blog yazısı ;)

toprak dedi ki...

bend deresi genelevi:) aaaaah ah ne anılar canlandı be, milli formayı çoğumuz gibi ben de o statta giydimdi ilk kez

not : ben de yakışıklıyım :)

lacivertsimya dedi ki...

o kızla kahve içtin mi?
yani oturup muhabbet etmeni isterdim,o anı gerçeğe dönüştürmek onu mutlu ederdi..

emretv dedi ki...

Sanırım hayatını değiştirebileceği bir bakış açısına bürünmekten korkuyor. Kurtarıcı ya da akıl hocası istemiyor. Arkadaş da olamıyor benimle. Ara sıra yaptığımız telefon konuşmalarında, o odadan çıkarken yakaladığım ses tonundan uzakta bir klasik müşteri konuşması, ya da bayramda uzun süredir görüşmediği eniştesiyle konuşurken ki o samimi olma çabasını hissediyorum. Bu beni üzüyor.

Çok yakın zamanda ödev sahibi arkadasımla birlikte buluşmak üzere bir gün almaya çalıştık ama sürekli erteliyor bu durumu.

Buluşmamızdan sonra uzun uzun yazmak istiyorum bunu tekrar.

ed dedi ki...

Cok büyü bi tesadüf oldu bu yaziyi bulmam.Bi kere sanki cok güzel bi kitaptan bi bölümmüs gibi duruyor.Gercekten cok basarili,herkese(ve bana da) sanki oraya gitmis gibi bi his katmissin bu hem zor hemde mükemmel birsey bence...Kesinlile ilerde yada simdi bi kitap yazmani isterdim ben..Seve seve de okur herkese de okuyun bunuu derdim:)
Benim de alinda böyle bbi hayalim var oraya gidip en azindan bi tanesiyle oturup konusmak gibi..birsürü kitap okudum iclerinden gectikleri bazilari gercek falan..ama kiz basina da biraz zor bi de imkansiz gibi geliyo..o kadar insani almamislar iceri falan..neyse cok uzattim:) cok güzel bi yazi...keske o roportajdan birazini buraya da aktarabilsen gercekten benim disimda da cok merak eden vardir.

emretv dedi ki...

:)

Kıreyzi Görl dedi ki...

Ben de geneleve gitmek istiyorum lan. Ben de onlarla tanışmak istiyorum. Kimse benimle gelmiyor.
Benimle de gel..

Gürhan dedi ki...

2 yıl geçmiş hala okunuyor sayfan. Okuyoruz, seviyoruz, sevdikçe okuyoruz... (: Seyahat bursu konusunda da darısı başımıza diyoruz. Hiç olmadı yazın böyle bir ziyaret yaparız da gezmediğim kadar yer gezdirmiş gibi olur bu hayatlar...
teşekkürler...

Adsız dedi ki...

tamam da röportaj? anlattıkları?

Chuck dedi ki...

Bilader çok güzel. gitmişsin röportaj yapmışsın konuşmuşsun dertleşmişsin, insan olduğunu hissettirmişsin o hayat kadınına.. bravo çok güzel.. insanlık namına güzel bir hizmet..
ama gelip de buraya yazacak bir durum olduğundan emin misin sen?
yazının tamamını baştan sona okudum ancak hiç bir öğreticiliği olmadığı kanısına vardım.

Yahu be adam! madem çok meraklısın bu röportaj yapıcı hallere git o zaman çocuk esirgeme kurumuna, löseve... gel ondan sonra adam gibi otur yaz buraya. belki onlara yardım etmek isteyen, şevkat göstermek isteyen, orada bekleyen kız çocuklarına bir tane lahana bebek almak isteyen çıkar!

emretv dedi ki...

starwars'taki kantin müziğini bilir misin chuck?

işte yazdıklarını okurken ordaki müzik başlıyor.

ProSerPiNa dedi ki...

Vallahi bence iyi bir yazı olmuş.. Tebrik ederim seni... Gayet de yalın bir dil ve iyi bir gözlemle olan biteni aktarmışsın.. İlla ki her yazılan öğretici olacak diye bir şeyde yok hem...

Lulu dedi ki...

Bence cok iyi bir yazi olmus. Durumu oyle guzel anlatmissin ki sanki ben de yaninizda gelmis gibi hissettim.

alis dedi ki...

devlet bu konudaki en büyük pezevenktir. Zira çatır çatır vergisini alıp içerde ne olduğuna karışmayacak kadar da namusludur ! Güzel betimleme bir yazı ama keşke röportaj detayıda biraz dilimize sürülseydi iyi olurdu.

Yusuf dedi ki...

Hayatım boyunca hiç bu kadar uzun yazıyı heyecanla ve sıkılmadan okudum. Nereden geldim bu siteye bilmiyorum ama iyiki gelmişim.

Güzel bir makaleydi & Röportajdı.

Yenile dedi ki...

Harika bir yazı olmuş sıkılmadan okudum.

Adsız dedi ki...

mükemmel mükemmel mükemmel..akici,etkileyici,komik ve dramatik:-)

leydicheri dedi ki...

Gerçekci fazlasıyla :)

DarLa dedi ki...

ee tophane gidip çay içtiniz mi ?
ödevin sahibi arkadaşın bu teklife ne dedi ?

bu arada tabii ki yakışıklısın sen..

emretv dedi ki...

2-3 kere denedim tekrar buluşmayı. Çekindi sanırım ve gelmedi.

Ödevin sahibi arkadasım hangi teklife ne dedi?

çok ama çok yakışıklıyım. O kadar ki. göle düşüp boğulmaktan korkuyorum narkisos gibi.

abdlbk dedi ki...

tesadüfen bu yazıyı buldum tebrik ederim. güzel bir yazı olmuş.

Adsız dedi ki...

Yazinin dikkat cekmesindeki en büyük etken "Erotizm" oldugu acikca görülmekte. icimizdeki vicdani uyandirmis.

Adsız dedi ki...

çok güzel yazı olmuş yüreğine sağlık. ben de çok merak ederim oraları, gitmiş görmüş kadar olduk.

tutelimi dedi ki...

Vaybe bu yazıyı 5 sene önce okumuştum.Hala hatırlıyorum :D

Mustafa Payci dedi ki...

Yazi gayet basarili ama benim takildigim bir yer daha var.. bu yaziyi okuyanlar google a ne yazdi da buna ulasti ?)))))))

Adsız dedi ki...

Arkadaslar ıtıraf edıyorum bu yazı benı cok eskılere götürdü. 17 yaşında yaşadıgım ilk cinsel tecrübemi hatırlattı (tabii devamı da olmuştu ama) gayet etkileyici ve ordaymişsınız hissetırıyor gören arkadaşlar ii bilir tebrikler iyi olmuş yazı. Söylemeden geçemeyecegim ELİF biraz ısrar etseydi sanırım iyi tecrübe yaşardınız orda ititraf edin.

google reklam dedi ki...

Ya harbiden güzel paylaşım yapmışsın. Hiç gitmedim, gitmem de ama ordaki insanların nurunun kalmadığı ve bayanların orda olmak istemediğini tahmin edebiliyorum.
Bloag sayfanı da google reklam konusunda destekleyebiliriz. Haberin olsun.

Adnan DAN dedi ki...

süper bir yazı idi.. yüreğine sağlık.